Antibiyotiğe dayanıklı bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlar bu yıl 13.sü kutlanan Avrupa Hasta Hakları gününün ana teması olarak belirlendi. Son yıllarda dünya genelinde ciddi bir tehdit haline gelen antibiyotiğe dayanıklı bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlar ülkemizde de risk oluşturmaktadır. Avrupa Birliği tarafından Kıbrıslı Sivil Toplum İş Başında VI Hibe Programı kapsamında finanse edilen ve Evrensel Hasta Hakaları (EHHD) tarafından uygulanan “Hastanın Sesi II Projesi” tüm kurumlara ve yetkililere konuyla ilgili önlem alınması için çağrıda bulundu.

Yapılan açıklamada Enfeksiyon Uzmanı Dr. Nesil Bayraktar’la yapılan söyleşiye yer veren EHHD, ülkemizde antibiyotiğe dayanıklı bakterilerin yol açtığı enfeksiyonların ciddiyetle ele alınması gerektiğini vurguladı.

Konuyla ilgili detaylı bilgi veren Bayraktar, antibiyotiğe dayanaklı bakterilerin oluşmasında tedavi amaçlı verilen antibiyotiklerin uzun yıllar yaygın olarak kullanılmasının bir etmen olduğunu, ancak tarım ve hayvancılıkta kullanılan antibiyotiklerin bakterilerin direncini artırmada daha etkili olduğunu söyledi.

Antibiyotiğe dayanıklı bakteri nedir?
Antibiyotik direncine sahip bakteriler antibiyotik varlığında, dirençli olmayan bakterilere göre avantaj sağlar ve bunun bir neticesi olarak belirli bir süre sonra ortamdaki bakterilerin çoğu o antibiyotiklere karşı direnç sahibi olur. Ayrıca, bakteriler dirence neden olan genetik yapıları farklı bakteri türlerine de aktarabilir, bu da antibiyotik direncinin bakteriler arasında yaygınlaşmasına önemli katkı sağlar.

Dirençli bakterilerin neden olduğu hastalıklar, özellikle de yoğun bakım ortamında ve bağışıklık sistemi zayıflamış hastalarda ciddi bir sağlık tehdidi oluşturmaktadır. Söz konusu hastalıklar, tedaviye dirençli olup, hastanede yatış sürelerinin uzamasına ve bununla ilgili komplikasyonların gelişmesine, ölüm ve hastalığa yakalanma oranlarında artışa neden olmaktadırlar.

Bayraktar, Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe giren bulaşıcı hastalıklar yasası ile ülkemizde hastane kaynaklı enfeksiyonların da bildiriminin zorunlu hale geldiğini ancak yasayla ilgili tüzüklerin henüz tamamlanmamış olduğunu, Haziran 2019’a kadar tamamlanması gerektiğini söyledi.

Akdeniz ve Orta Doğu’da sorun daha yaygın
Global Antibiotic Resistance (Küresel Antibiyotik Direnci)’nin Akdeniz ve Orta Doğu’da daha yaygın olarak görüldüğünü belirten Bayraktar bunun nedeninin tarım/gıda ve hayvancılık sektöründe antibiyotik kullanımının sağlık sınırlarının çok üzerinde kullanılmasından kaynaklandığını aktardı.. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) konuyla ilgili bir eylem planı hazırladığını ve antibiyotik kullanımıyla ilgili birçok öneriyi içerdiğini anlatan Bayraktar, sağlık sektörünün pazar payının yüksek oluşundan dolayı tıbbi antibiyotikle ilgili yapılan farkındalık çalışmalarının daha görünür olduğunu belirtti.

Bayraktar, antibiyotik direncin çok hızlı yayıldığını söyleyerek en önemli nedenleri şöyle sıraladı: Endüstride yaygın kullanım (gemi üretiminde baca içlerinin kireçlenmemesi ve su kaynaklı makinelerin iç yüzeylerinin yosunlanmaması için); gıda sektöründe yaygın kullanım; gıda koruyucu (uzun raf ömrü); tarım ve hayvancılıkta yaygın kullanım; hasat artırmak amaçlı antibakteriyel ve antiparazit içeren gübre; hayvanların hızlı büyümesi için kullanım.

Sağlık sektöründe ise sağlıksız kullanımın gereksiz antimikrobiyal reçeteler, denetimsiz eczane satışı ve yoğun hasta talebi olduğunu söyledi. Toplum sağlığı için çok ciddi tehdit oluşturan antibiyotik direnciyle mücadelenin tek bir kurumun görevi olmadığının altını çizen Bayraktar, konuyla ilgili tüm yetkililerin ulusal eylem planı hazırlanması ve uygulanması gerektiğini söyledi.

Evrensel Hasta Hakları Derneği de koruyucu önlemlerin alınması hakkına da vurgu yaparak konunun ivedilikle yetkililerin ve toplumun gündemine alınması gerektiğini, geniş çaplı önlemlerin hayata geçirilmesini talep etti.

Kıbrıs’ın kuzey kesiminde hasta ve hasta yakınlarının haklarının korunması için 2002 yılında kurulan Evrensel Hasta Hakları Derneği (EHHD), Aralık 2018 itibarı ile hak izlemesini merkeze alan “Hastanın Sesi II” projesini yürütmeye başladı. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve EHHD tarafından yürütülen “Hastanın Sesi II” projesi, hasta ve hasta yakınlarının yüksek menfaatinin korunması ve haklarının tesis edilmesi için çalışmalar yürütmektedir.