Universal Patient Rights Association Logo

ÜYELİK

ŞİKAYETİM VAR

Her Ölüm, Sağlık Hizmetlerinde ‘Kalite’ Standardı Göstergesidir!

EHHD cocuk olumu

Çocuk Hakları ve Eşitlik İlkesi İhlal Edilmiştir

Çocukların korunamaması bir ülkenin en derin utancıdır. Her çocuk, kökeni, dili ya da uyruk fark etmeksizin sağlık hizmetine güvenle ve eşit biçimde erişebilmelidir. C.O.A.’nın yaşadığı süreçte etnik kökenin, bilgilendirme dilinin ve sosyal güvencenin, sağlık hizmeti sunumunu etkileyip etkilemediği mutlaka araştırılmalıdır. 9 yaşındaki bir çocuğu sağlık hakkından yararlanabildi mi?

Bilgilendirme, Onam ve Aileyle Etkileşim Şeffaf Değil

Basına yansıyan bilgilerde, hastane doktorlarının çocuğun hastanede kalmasını önerdiği ancak ailenin bu öneriyi kabul etmediği belirtilmektedir. Peki aileye bu karar öncesinde ne kadar detaylı bilgi verildi? Tıbbi durumun ciddiyeti, olası riskler, yapılması gerekenler açık ve sade bir dille anlatıldı mı? Ailenin konuştuğu dil dikkate alındı mı? Evrensel hasta haklarına göre, sağlık hizmetlerinde aydınlatılmış onam, yalnızca bir imza süreci değil, doktor ile hasta (veya hasta yakını) arasında kurulan güvene dayalı bir bilgi alışverişidir.Bir hekim, hastayı ya da velisini sadece “ne yapılacağını” değil, aynı zamanda neden yapıldığını, yapılmazsa ne olacağını, olası riskleri, alternatif tedavi seçeneklerini ve bu seçeneklerin avantajlarını/dezavantajlarını açık ve sade bir dille anlatmakla yükümlüdür.

Bu bilgilendirme süreci: Hastanın yaşı, eğitim düzeyi ve dil yeterliliği göz önünde bulundurularak, Gerekirse tercüman, görsel materyal veya ek açıklamalarla desteklenerek yapılmalıdır. Ancak bu koşullar sağlandığında verilen onay gerçekten “aydınlatılmış” kabul edilir. Aksi takdirde, hasta ya da yakının attığı imza, bilinçli bir tercih değil, sadece biçimsel bir prosedür olur. Bu olayda, 9 yaşındaki C.O.A.’nın ailesinin hastaneye yatışı reddetmesi, gerçekten yeterince bilgilendirilmiş bir karar mıydı? Doktorlar, çocuğun durumu ve olası sonuçlar hakkında ailenin ailenin anladığından emin oldular mı? Bu soruların yanıtı, sadece etik değil, aynı zamanda hukuki sorumluluğun da temelidir. Bu nedenle bu olayda tüm sorumluluğun yalnızca aileye yüklenmesi, hasta hakları açısından doğru değildir.

Sağlık Hakkı Devletin En Temel Sorumluluğudur

KKTC Anayasası ve ülkenin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, her bireyin çocuk, yetişkin, yerli ya da göçmen fark etmeksizin sağlık hizmetine eşit ve güvenli şekilde erişme hakkını garanti altına alıyor. Peki bu hak, her zaman hayata geçirilebiliyor mu? 9 yaşındaki C.O.A.’nın yaşadığı süreçte, bu anayasal güvence gerçekten işledi mi? Aile ve çocuk, ihtiyaç duydukları tüm sağlık hizmetlerine zamanında ve etkili biçimde ulaşabildiler mi? Bu sorular, bize yalnızca bireysel bir trajediyi değil, aynı zamanda sağlık sistemimizin yapısal zorluklarını da düşündürüyor. Belki de sorun sadece bir anlık aksaklık değil, daha derin bir sistemsel eksikliğin yansımasıdır.

Her Hastanın En Temel Hakkı: Güvenlik

Hasta haklarının en hayati unsurlarından biri, sağlık hizmeti süresince güvenliğin sağlanmasıdır. Bu güvenlik yalnızca fiziksel ortamla sınırlı değildir; aynı zamanda doğru tanı, zamanında müdahale, yeterli personel ve etkili iletişim gibi unsurları da kapsar. Özellikle çocuklar gibi hassas hasta gruplarında, bu hak çok daha dikkatli ve özenli biçimde korunmalıdır. C.O.A.’nın yaşadığı süreçte, gerek ilk başvuru sırasında gerekse sevk ve acil müdahale aşamalarında, bu güvenliğin bütünlüklü olarak sağlanıp sağlanmadığı ciddi şekilde sorgulanmalıdır. Tıbbi süreçlerdeki her gecikme, bilgi eksikliği ya da iletişim kopukluğu, çocuk hastaların hayatını doğrudan etkileyebilir. Her hasta, sağlık hizmeti alırken zarar görmeme ve en yüksek güvenlik standartlarında bakım alma hakkına sahiptir. Bu hakkın ihlali, sistemin bütününü sorgulatır ve acil düzeltici adımlar atılmasını gerektirir.

Kalite Standartları, Sağlık Sisteminin Vicdanıdır

Modern sağlık hizmetleri yalnızca müdahale etmekle değil, aynı zamanda önleyici, planlı ve standartlara uygun şekilde çalışmakla yükümlüdür. Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası sağlık sistemleri tarafından tanımlanan hizmet kalitesi standartları, hasta güvenliğini, etkinliği, zamanında müdahaleyi ve eşit erişimi kapsar. Bu standartlar yalnızca kağıt üzerinde değil, her hastanede ve her vakada uygulanabilir ve denetlenebilir olmalıdır. Acil servislerin işleyişinden sevk zincirine, çocuk hastaların önceliklendirilmesinden kriz durumlarındaki iletişime kadar her aşama bu kalite ilkeleriyle örtüşmelidir.

C.O.A. örneğinde olduğu gibi, bir çocuğun yaşamı bu standartların yeterince uygulanıp uygulanmadığına bağlı olabilir. Bu nedenle, her ölüm aynı zamanda bir kalite göstergesidir; ihmal değilse, sistemin nerede yetersiz kaldığının işaretidir.

Soruşturma ve Şeffaflık Talebimizdir

Bu acı olayda kamuoyunun güvenini yeniden tesis etmenin tek yolu, kapsamlı, tarafsız ve bağımsız bir soruşturma yürütülmesidir. Soruşturma süreci yalnızca kurum içi raporlarla sınırlı kalmamalı; bağımsız uzmanlar, hasta hakları temsilcileri ve çocuk sağlığı alanında yetkin sivil toplum kuruluşları da sürece dahil edilmelidir.

Toplumun bilmesi gereken gerçekler, gizlilik gerekçesiyle saklanmamalıdır. Hangi aşamada, kim tarafından hangi kararlar alındı? Bilgilendirme süreci yeterli miydi? Acil müdahale protokolleri eksiksiz uygulandı mı? Bu soruların yanıtı net, belgeli ve kamuoyuna açık biçimde verilmelidir.

Sorumluluk taşıyan kişi ve kurumlar yalnızca idari değil, etik ve hukuki düzeyde de hesap vermelidir. Çünkü şeffaflık, sadece bir prosedür değil; adaletin, güvenin ve insani onurun ilk adımıdır.

Hasta Hakları Yasası Hayata Geçmelidir

Yıllardır sadece taslak düzeyinde kalan Hasta Hakları Yasası, yaşanan bu ve benzeri trajedilerle birlikte artık ertelenemez bir toplumsal zorunluluk haline gelmiştir. Vatandaşların — ve özellikle savunmasız grupların, çocukların, göçmenlerin — hak arama, şikâyet etme ve korunma yolları yasal teminat altına alınmadıkça, bu tür kayıpların önüne geçilemez.

C.O.A. gibi göçmen kökenli çocukların, sağlık hizmetine erişimde görünmeyen engellerle karşılaşma riski her zaman daha yüksektir. Dil bariyerleri, kültürel farklar, sosyal dışlanma gibi unsurlar, hizmetin niteliğini ve eşitliğini doğrudan etkileyebilir. Bu durum her ne kadar kasıtlı olmasa da, sonuçları açısından dolaylı ayrımcılık doğurur. Bu nedenle hasta hakları yasası yalnızca bir metin değil, eşitliği güvence altına alacak yaşamsal bir koruma kalkanı olmalıdır.

Bu yaşananlar artık münferit olaylar olarak değerlendirilemez. Karşımızda sistemli bir ihmalkârlık, yapısal bir duyarsızlık vardır. Giden canlar geri gelmiyor, ama sistem değişirse başka çocuklar yaşatılabilir. Toplumsal sorumluluğumuz budur.

Tüm çocukların hakkı olan güvenli, adil ve ayrımcılıktan uzak sağlık sisteminin inşası için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Son olarak üzülerek belirtmeliyiz ki, hayatını kaybeden çocuğun yabancı kökenli olması, ne yazık ki bu trajedinin toplumda ve medyada hak ettiği duyarlılıkla karşılanmamasına neden olmuştur. Oysa her çocuğun hayatı eşit değerdedir ve sessiz ölümler, en çok vicdanları yaralar.

Bize ulaşın

Gelin birlikte hak arayalım!

ngo illustration Artboard 8

Bizimle olun

Gönüllü olmak ister misiniz?

Bize Ulaşın

Formu doldurup bize ulaşın

Sorularınız, bizimle paylaşmak ihtiyacı duyduğunuz hikayeniz, yaşadığınız bir olay veya aklınıza takılan haklarınızla ilgili her hangi bir konuda lütfen bize ulaşın, birlikte güçlenelim.

12 + 8 =

Gönüllü ol, Bağış Yap, Hak Savun. Hemen Bugün Bize Katılıp Gücümüze Güç Kat!

Bizi Arayın: 0392 228 83 37